8 Mayıs 2009 Cuma

tatilde yapılan resimlerden...

















Mavi bir karalamadan nasıl böyle sevimli tavşanlar çıkar, 6,5 yaşındaki sevgili Baha'nın gözüyle uzay nasıl bir yerdir, ya da kedi, köpek ve fare güneşli bir günde müzikle nasıl dans eder, harfler kitabında harfler birleşince neler olur, hazırlanan bir başka kitabın son sayfasında kaleyi ele geçirmek için yaşananlar... hepsi bir arada. Tatilde böyle şeyler de yaptı bücürler.
Hayat kısa kuralları yık...
Kolay affet ! Yavaşça öp !
Kalpten sev ! Kahkahalara boğul !
Ve yüzünü güldürmeyi başaran hiçbir şeye sırtını dönme ! :))

7 Mayıs 2009 Perşembe

Mevlana'dan...




Bir katre olma, kendini deniz haline getirMadem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin Beri gel, beri !

Iran'lı şair der ki : aşka uçma, kanatların yanar...! MEVLÂNÂ der ki : aşka uçamadıktan sonra kanat neye yarar.

ilk...




'İlk'ler hepimiz için ne kadar önemli değil mi? Şöyle bir düşününce ne çok ilki arka arkaya sıralayabiliyoruz: ilk adım... ilk diş... ilk oyuncak... ilk bakış... ilk sevgili... ilk gülüş... ilk arkadaş... ilk öpüş...ilk yemek... ilk aşk... ilk ilişki... ilk doğum... ilk çocuk... ilk gün... ilk dondurma... ilk çikolata... ilk öğretmen... ilk araba... ilk iş... ilk ödül... ilk patron... ilk sunum... ilk içki... ihtiyacım olan ilk 5... ilk hayal kırıklığı... ilk okunan kitap... ilk gösteri... ilk bayram... ilk kavga... ilk ayrılık... ilk uçağa biniş...ilk kıskançlık...

Liste uzadıkça uzuyor. Sonra alışıyoruz. Ama genelde 'ilk'leri unutmuyoruz. Çoğu hayatımızda önemli rol oynuyor. Güzel olan 'ilk'leri kutlamayı seviyorum. Bugün de benim için özel olan 'ilk' günlerden biri. Nice 7 Mayıs'lara.

5 Mayıs 2009 Salı


Bu yazıyı tatile gitmeden önce Hülya göndermişti. Çok hoşuma gitmişti ama fırsat bulup koyamamıştım buraya. Umarım seversiniz ve mutluluğu bulursunuz.

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş...
Hep şikayetçi hep bıkkınmış.
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.
Saklayalım zor bulsunlar, zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya...
Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü.
Kimisi;"Everest'in tepesine saklayalım" demiş, kimisi; "Atlas okyanusunun dibine". Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı,çikolata, şarap şişesi, sigara paketi, lale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş.

Derken meleklerden biri: "İçlerine saklayalım, kimsenin aklına gelmez içine bakmak" demiş.
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü.
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...
Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir yerde...
Bu yüzden gözünüz hep içerde olsun.
Siz dışını boşverin, içine bakın...

Şükran öğretmenimiz

İşte çok sevgili Şükran öğretmenimiz.
Geçen sene acaba öğretmenimiz kim olacak diye merak içindeydik. Kadın mı , erkek mi? Genç biri mi ? Sevecen mi? Sabırlı mı?
Okulu ve okumayı sevip sevmeyeceğimiz konusunda ilkokul öğretmeninin önemini anlatmaya gerek yok sanırım. Güner Acuner'di benim ilkokul öğretmenim. Kendisini sevgiyle anıyorum. 40 kişiydik biz ilkokulda ve her sabah ve her akşam, yaz, kış o 40 çocuk Güner öğretmeni öperdik. Şimdi düşündüğüm zaman korkunç geliyor. Ama çok severdik öğretmenimizi.

Şimdi aynı sevgiyi Derin'in sınıfında tüm çocuklarda görüyorum. Neyse ki bildiğim kadarıyla her sabah ve akşam Şükran öğretmeni öpmüyorlar:)

Tatilin son günlerine geldiğimizde 3 cüce öğretmenlerini ve okulu çok özlediklerini söylüyorlardı. Derin dün sabah şöyle anlattı: Biz Baha'yla sohbet ediyorduk. Babalarımızı , okulu çok özledik diye. Hatta Baha marketten aldıkları kıymayı bile çok özlemiş!!

derin faresi


Bücürcan'ın tatilin ilk günlerinde dişi çıktı ve de kendisi küçük bir fareye dönüştü. Önceden alttan iki dişi değişmişti, şimdi de üstten biri gitti. Diş perisini bekledik. Ama diş perisi sanırım yeni peri olmuştu, o nedenle önce evi bulamadı. Ancak bizim Antalya dönüşümüzde eve gelmeyi başarmış:)) Ama şaşkın diş perisi Derin'e yanlış hediye getirmiş. "bil bakalım" ve "hatırla bakalım" adlı oyunları almış. Ama onlar zaten bizde vardı. "Hay Allah değiştiririz, zaten Toyiki'den almış baksana" dedim. Bahadır'da ama güzel oyunlar getirmiş dedi. "Sen nerden biliyosun ki baba, paketliydi" diyince bu bücürle çok dikkatli olmak gerektiğini de anladık. Yok böyle bir uyanıklık...