23 Haziran 2011 Perşembe

kanatlı kediler

Hayvanları inanılmaz çok seven ve kendini kedi zanneden bir oğlum var. Hatta zaman zaman sırf bu nedenle tırnaklarını kesme konusunda sorun yaşıyorum. Kedilerin tırnağı uzun olurmuş!

Temmuz'du. Derin henüz 2,5 yaşındaydı. Ajansta o dönem neredeyse herkesin bir kedisi vardı ve Derin'e kedi alsana diye bana da inanılmaz bir baskı vardı. Oysa ben bir köpek insanıydım. Her söyleyene de birman ya da himalayan olursa alırım diyordum. Çünkü, çok sevgili arkadaşım ve o dönem komşum olan Noga'da 2 tane birman kedisi vardı ve gördüğüm en muhteşem kedilerdi. Benim kedide hoşlanmadığım her yerde olabilmeleri- yemek masası dahil- Noga'nın kedilerinde hiç bir şekilde yoktu, ayrıca çok sakin hayvanlardı. 


Meltem de ciddi bir kedisever olarak bir sitede 2 yavru himalayan verdikleri ile ilgili bir ilan görüp"Deniiiizzzz buldum" diye bana mail attığında işin ciddiyetini kavrayamadım. Hemen kedi uzmanı Noga'yı aradım. Telefonda yavru himalayanları verdiklerini ama bir tane de 2 yaşında bir Himalayan olduğunu istersek onu alabileceğimizi söylediler. Bir bakalım dedik, ertesi gün Derin, ben ve Noga Ataşehir'de adres aranıyorduk. Kızın sokak kapısının aralığından bize kediyi uzatıp, alın ve gidin tavrı ile şok geçirdik. Noga olayı ele alıp bir dakika manavdan elma almıyoruz diye kızı durdurdu ve yaklaşık 10 dakika kadar ozaman adı Simla olan Simsim ile vakit geçirdi. Sonra aalbilirz dedi ve ben ne yapacağımı bilemez bir şekilde işte o anda kavradım olayın ciddiyetini. Gerçi Derin gibi bahadır'da bir kedi severdi ve küçükkün kedisini kaybettiğinden onun için de inanılmaz iyi bir sürpriz olacağını düşündüm. O sırada yurtdışındaydı kendisi. Eve geldik, Simsim her bir odaya girip bir aslan edasıyla inceledi ve en sonunda salonun ortasında oturarak sanki tamam yaşarım ben burada sizinle dedi bize. Hemen veterinere götürdük, suyunu mama kabını tarağını aldık. Adını o zaman Simla diye söylemekte zorlanana Derin, kendisine Simsim dedi.







İşte o günden bu tarafa Derin'in tüm işkencelerine rağmen bizimle beraberdi Simsim. Hele birden fazla çocuk evdeyse Simsim'i tüm çocuklar gidene kadar görme şansımız yoktu. İnanılmaz sakin bir hayvandı. Resmen konuşuyordu. Kucağına gelmeden izin alırdı. Beni bir kedisevere dönüştürdü. Eskiden kedi ile aynı ortamda olamayan benim bile kanıma girdi ve beni bir kedisevere dönüştürdü.  Her hasta olduğunda Derin'in ayaklarında yatıp nöbet bekledi. Açlığa hiç bir şekilde dayanamazdı. Sabah saatin çalması ile miyavlayarak yemek zamanının geldiğini haber verirdi. Tanıyan herkesin çok sevdiği muhteşem bir hayvandı. Ailemizin bir parçasıydı.

 
Malesef, pazar akşamı Simsim'i akciğer kanserinden kaybettik.


 Geçtiğimiz hafta yemek yememeye başladı, ki bu inanılmaz bir durumdu. Hatta Derin anne sanırım Simsim'de rejim yapmaya karar verdi diyordu. 2 günden fazla sürünce veterinere götürdük. Önce enfeksiyon kaptığını düşündü Gülşah. 2 gün sonra herşey normaldi. Bahadır hasta ziyaretine gitti, her şey yolunda gözüküyordu. Alalım mı dediğimiz perşembe günü Gülşah bir sertlik var bir-iki gün daha dursun bakacağım dedi. Haftasonu alabilirsiniz diyordu. Derin, Şükran Öğretmenin teşviği ile Ayvacık'a götürme fikrindeydi. Olmadı.

Pazar akşamı gerçekten çok büyük bir acı yaşadık. Beykoz tarafından dönüyorduk. Derin, ben ve Şükran Öğretmen beraberdik arabada. Derin Simsim'i alalım diye tutturdu. Tabi Şükran Öğretmene gösterme ve Ayvacık'a gitmeden biraz daha fazla zaman geçirme isteği o kadar yoğunduki aradım Gülşah'ı. Durum iyi değil dedi Gülşah. Yarın tekrar konuşuruz, kanaması var dedi. Şok içindeydim. Derin'e söyledim, gidip görelim dedi. Bizim telefonumuzu beklemişti, gittiğimizde vücudu daha sıcaktı. İnanılmaz bir sahneydi. Simsim'e sarılışı ve ağlayışı yürek parçalıyordu. Hem Simsim için hem oğlum için ağladım. Evin bir ferdi eksilmişti. Tüyünden kesmek istiyorum dedi. Kendi kesti. Biraz yalnız kalmak istermisin dediğimde kafasını salladı ve onunla bir dakikasını yalnız geçirdi. 

 Eve geldiğimizde kendince Simsim için bir tören yaptı. Önce tüyleri saklamak için yer buldu. Aşağıdaki M&M saatini küçük bölümüne mamasından bir parça ile tüyleri yerleştirdi. Takvimde günü işaretledi, bana önümüzdeki yılın takviminde o günü belirtmemi rica etti.

 




 Sabah gördüm, kendisi ile bir resmini de yapıştırarak yatağının yanına yerleştirip resmi kendine döndürmüştü. İyi ki Şükran Öğretmen bizimleydi. Desteği o kadar büyüktü ki....

 Sabah ev boş geldi bana dedi. Gerçekten de şu anda ev bomboş. Derin ve Bahadır ertesi gün Ayvacık'a gittiler. Her sabah Simsim gelecek şimdi diye uyanıyorum. Ne kadar alışmışız.

Simsim'in kanatlı bir kediye dönüştüğünü konuştuk.

 


 Rahat uyu Simsim'cim.

4 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

Çok zor. Sevdiğini kaybetmek...
Derincim yaşından bile olgun karşılamış Simsim'in ölümünü...

Simsim rahat uyu...

Gelincik dedi ki...

Denizcim, her ne kadar ben bi kediyle yaşamamış olsam da duygularınızı anlıyorum. Ufuk da kedisini kaybettiğinde günlerce kendine gelemediğini ve göz yaşlarına hakim olamadığını anlatmıştı... Bi zamandan sonra insan veya kedi fark etmiyor. Sevgi olduktan sonra hepsi bir... Derin'e aşıladığı bu hayvan sevgisi sayesinde Simsim aslında hiçbir zaman ölmeyecek...

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

çok üzüldüm :(

Deniz dedi ki...

ühüüü fotolara bakınca daha da kötü oluyo insan