23 Aralık 2010 Perşembe

ne isterdim?

Yine okulda yapılmış bir çalışma: Okuyamayanlar için tercüme edeyim:


Savaşların bitmiş olması,
havanın temiz olması,
 kırizin bitmiş olması,
Türkiye'nin temiz olması,
küresel ısınmanın bitmiş olması,
 geri dönüşüm olması.

 

17 Aralık 2010 Cuma

kaptan düşükdon ve akita

bir de geçen hafta yaptığı bir çalışmayı anlatmam lazım. Ödevin çocuklara yaratıcılık adına kattığı değere şaşırıp kalıyorum. Bizim dönemimizdeki ezbere dayalı sistemden sonra inanılmaz bir tecrübe bu tabi.

Okulda bir sınıf kitaplığı oluşturduk ve her hafta yeni bir kitap alıp okuyorlar. Okudukları kitaplardaki karakterleri düşünerek en az 2 en fazla 5 kukla yapıp bu kuklalalr ile de bir hikaye oluşturacaklar. Sadece malzeme konusunda büyüklerden yardım alaıp kalan her şeyi kendileri yapacaklar.







Derin'in seçtiği karakterler: Kaptan Düşükdon, uzaylı bir çocuk olan Akita, bir fil, bir tavşan ve bir de aslan. Uzayda çıkan bir sorun nedeniyle kaptan düşükdon Akita'nın ülkesine gidiyor ve sorunu çözüyorlar Akita ile beraber. Hikayenin yazılmış halini de sonra eklerim ama filin yan da solungaçlarının olmasına, tavşanın ana malzemesinin 0,5 uç kutusu, aslanın ana mallzemesi  Buse'nin kırılan oyuncak parçalarından olmasına bayıldım. Akita'yı ajansımızın meşhur taşlarından, kaptan düşükdonu ise soda şişesi ve çoraptan yaptı. Hikayedeki betimlemeler süper. Akita'nın saçları normalde yeşil ama mavi kurdele bulduk onunla yaptı. Hikayede doğanın dengesinin bozulduğundan bahsediliyor.

Tüm yaratıcı öğretmenleri Şükran ve Tayfun öğretmenlerimizin nezdinde kutluyorum.

büyük sürpriz...






Doğum gününde okul çıkışı aldım Derin'i. Sabah tüm çabalarıma rağmen yaşadığımız ciddi kriz sonrası beni gördüğünde yüzü aydınlandı. "gelmezsin artık sanıyordum" dedi. Mümkün müdür acaba annelikten istifa etmek? Neyse ne istersin dedim. Bilmem eğer sana çok zor olmazsa Carrefour'daki jetonlu yere gidelim mi diye öyle bir kibar sordu ki hayır deme şansım yoktu zaten. 10 jeton aldık, 2 tanesini benimle air hockey oynamaya harcadı. Jetonlar bittiğinde burger yiyim mi, uzundur yemedim dedi. Olur dedim. Arkasından Maxi toy'a bakındık. Son zamanlarda en keyif aldığı oyuncaklardan biri legolar. Özellikle atlantis legoları çok revaçta. Para biriktiriyormuş istediğini almak için.  Sonra akşam yemeği için Çin yemeği yemeye gidecektik ama Baha ve Gizem arayıp ta birlikte pasta keselim diyince çin yemeğini ertelesek olur di mi sorusu geldi. Bu arada aldığı bir dolu telefondaki surat ifadesi de süper ama di mi? Tabi son dakika da Leonardini'den 3 tane küçük uzay gemisini de aldık. Bu arada da hafta sonu yapacağımız parti hazırlıkları hala sürüyor.

Fakaaaaaaat tüm bu öğleden sonra aktivitelerinden sonra arada yaptığımız sohbette ve Elvan'lara gittiğimizde Baha'nın anlattıklarından gerçek! doğumgünüdeki en büyük olay: okulun süper bir organizsayon yapıp taaaa yurtdışındaki babasını arama sürprizi'dir. Ayrıca tüm sınıf Şükran Öğretmen bile! saklanıp doğumgünü şarkısı söylemiş. Şükran Öğretmen ve Hatice abla çok fena numara yapmışlar kendisine. işte yeni yaşın olay kutlaması budur.

Bazen uzaktan açılan bir telefonun çocukların beyninde nasıl bir yere konduğuna muhteşem bir örnektir.

14 Aralık 2010 Salı

....

karizmatik...

istediğinde kedi kadar masum...

her işi becerebilen....

  bazen gemileri batmış, kızgın....

her yerde her şey ile eğlenebilen....

komik....

süper gülen...

arkadaş....

muzur...

karizmatik...

baş döndürücü...

maymun...

ışık kaynağım...


bu bücürü çooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook seviyorum.

 İyi ki doğdun, iyi ki varsın minik canavarım:)


26 Kasım 2010 Cuma

ne ukala "p.."im di mi?

Öğretmenler gününde okulda öğretmenelere bir parti yapıldı. Tüm öğretmenlerimize  ufacık bir teşekkür hediyesi hazırladık. Servis kalkmadan da Nihan okula yetişti ve paketleri çocuklar öğretmenlerine kendileri verdiler.

Akşam eve dönüş yolunda Derin'le sohbet ediyoruz. Önce Nihan'ın geç kalmasından yakındı biraz. bıdı, bıdı... Servisi kaçırıyorlarmış, bazı çocuklar beklememiş, çıkmış. Lila gitmeyelim pasta verecekler demiş. Derin'de yok bize vermezler pasta diye Lila'yı ikna etmeye çalışmış. Ben de öğretmenler günü partisinde sizin ne işiniz var zaten diyerek biraz üstüne gideyim dedim.:)

Hııı, ama biliyorsun biz olmazsak öğretmenlik diye bir şey olmazdı anne diye cevabı yapıştırdı. Üstüne de ne ukala "p..ç"im di mi dediğinde kaldım zaten.  

12 Ekim 2010 Salı

oldum...

Dünkü günlük güneşlik havadan sonra bugünkü yağmurlu, karanlık havaya,
gördüğüm rüyaya,
Derin'le sabah yaşadığımız gerginliğe,
trafiğe,
hala peygamber soyundan geldiğini, fakir fukaraya yardım için site kuracaklarını söyleyenlere inananacak kadar saf olan bir kitle ile yaşama zorunluluğumuza,
cumhurbaşkanı geçecek diye yolların kapatılıp insanların ölmesine bile alışmış olmamıza,
tüm negatif cümlelere,

inat




bugün içimden gelen 

oldum RENGA, RENGA RENGARENK......

22 Eylül 2010 Çarşamba

reklamın gücü adına...

Bu sabah okul yolunda radyo dinliyor bir taraftan da sohbet ediyoruz. Neler sığdırmıyoruz ki aradaki 20 dakikanın içine:

et ithalatı, şu ara salgın olan ve virüslü etlerden bulaştığı düşünülen bir mikrobun çocukları hasta edip yataklara düşürmesi ( hele hele Baha'nın bu virüs sebebiyle bir gece öncesini hastanede geçirmesi), yok olan hayvancılığımız, ithalatın ne demek olduğu, burgerking'in virüslü bulunan etleri imha etmesi sebebiyle daha iyi olduğunu düşünmekte ne kadar haklı olduğu vs. Hayvancılığın neden öldüğünü anlayamıyor diyor hayla var bir sürü yeşil alan, tabi azaldı çok ama diye devam ediyor.

"Bu arada tamam buldum: ben de Türkiye'yi ergolatıyorum o zaman al işte" diyor.

- !!!!!!!!!!!!!!!!!

Sizin için değerli olan şeyleri güvence altına almak sigortalatmaktır diye başlıyor Ergoİsviçre reklamı.Arada reklamlara geçmşiz de.
Gülüyorum, çok hoşuma gitti diyorum.

E ne var ben de Türkiye'yi ergolatıyorum işte bak sigortalatmak değil ergolatmak diyorum diye de sırıtıyor bir de üzerine küçük mikrop:)