10 Kasım 2009 Salı

Atatürk'ü anmak...


Bu sabah okula gelirken yanımıza Atatürk resmi almayı unutmuşuz. Neyseki 29 Ekim için aldığımız üzerinde Atatürk resmi olan bayraklarımız çantadaydı. Birini güzelce kenarlarından kesip yakaya iğnelenecek hale getirdik yol boyunca. Özenle defterinin arasına koydu Derin. Ödevim kırışabilir ama Atatürk'ün resmi asla! diye de bir cümle kurdu.

09.05'de sirenler çalarken yürümeye devam eden ve 1dk'lık saygı duruşunu Atatürk'e çok görenlerin varlığı çıldırttı beni. Bir kez daha gördüm ki Atatürk sevgisi küçükten verilmeli ve her fırsatta Atatürk'ün yaptıkları anlatılmalı bu çocuklara.

30 Ekim 2009 Cuma



Ge
rçekten madalya almış bir bücürle karşı karşıyasınız. Daha önce yazmıştım, Derin artık cumartesi ve pazar günleri buz hokeyi ve yüzmeyi arka arkaya yapıyor. Buz hokeyinden de inanılmaz keyif alıyor. Ben sporumu buldum diye bir tanımlaması var. Metrocity'nin üst katında iceeporto'ya gidiyoruz. Hem Deniz Hoca hem de Cüneyt Hoca süperler. Dün 200 kişinin katılımı ile Minikler Cumhuriyet Kupası düzenlediler. Çok keyifliydi. Müzik günün sonunda başımızı ağrıttı ama Derin'in aldığı keyif gözlerinden okunuyordu. Henüz kıyafetleri gelmediği için maça çıkamadı ama en kısa zamanda o da olur sanırım. Bu arada buz hokeyi çok keyifli bir spor, izlerken çok eğlendik. Çılgınlar gibi bağırıyorduk. En kısa zamanda büyükler liginde bir maça gitmeye karar verdik.


İşte bu da takımımız...

28 Ekim 2009 Çarşamba

iyi bayramlar...

Bu sabah kalktığında Simsim'e "biliyor musun yarın Cumhuriyet Bayramı kızım" dediğinde çok mutlu oldum. Cumhuriyet heyecanını yaşıyor olmasına çok sevindim. Sabah Alem FM'de Nihat Sırdar 10. yıl marşını çaldığında radyonun sesini sonuna kadar açtık, bağırarak söyledik hep beraber.



2005 yılından yukarıdaki fotoğraflar. Yarında törenlerle kutlayacağız. Ağaç yaşken eğilir... Anlamaz demeyip en küçükten itibaren aşılamalı Atatürk sevgisini, yurt sevgisini. Bu vatan böyle kurtulacak.



Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Nice Bayramlara...

22 Ekim 2009 Perşembe

İyi olduğunuz için herkesin size adil davranmasını beklemek,


vejeteryan olduğunuz için boğanın saldırmayacağını düşünmeye benzer ;)

20 Ekim 2009 Salı

endişelerim var!

Bir kaç gündür özellikle daha asabi haereketler sergileyen bücürle dün akşam dönüşte biraz sohbet ettik.

Meğer bizim cücenin endişeleri varmış. Evet genel olarak konulardan haberdar ama 7 yaşında bir çocuğun ekonomik krizle, kürt açılımı ile ya da diğer konularla ilgili endişesi olacak hali yok ya maksimum bir oyuncak istiyordur, doğumgününe kadar bekleyecek sabrı yoktur vs diye düşünüyor insan. Ama hayır 2. sınıfa geçmiş, her yerden ödev yağıyormuş, spor yapmaktan da keyif alıyormuş ve bütün bunları nasıl aynı anda yapacağı ile ilgili endişe duyuyormuş. Dün öğle yemeğinde sohbet ediyorduk, etraftan da duyuyorum, karşılaştırıyorum. Yok öyle endişeleneceği bir ödev konusu yok aslında. Bu sene fransızca da dikte ödevi veriyor Ece Öğretmen, bu hafta spor dersi için bir performans ödevi var, Şükran Öğretmen de hafta sonu bir matematik ödevi vermişti ama öyle sonsuz bir şey görünmüyor.

Bu arada uzun zamandır Derya( pedagog) ile de görüşemediği için de endişeliymiş!. Bunların üstesinden gelebileceği eskiye göre biraz daha fazla çalışması gerektiğini söyleyerek rahatlatmaya çalıştım ama en kısa zamanda Derya ile de randevu alacağımı belirttim.

Neler oluyor yahu? !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

okyanus dünyası!


Sevgili Selnur'un muhteşem takip yeteneği sayesinde 20 gündür bekliyorduk. Cumartesi akşamı bir su kaplumbağasının okyanustaki yolculuğunu 3D farkı ile anlatan ve 3 boyutlu sinemada ilk uzun metraj belgesel olma özelliğini taşıyan Okyanus Dünyası filmini izlemeye gittik. Hepimiz bayıldık:)

Su altına ilgi duyuyorsanız, dalmaktan korkuyor ama dalışı merak ediyorsanız, çocuklarınıza nesli tükenen deniz canlıları ile ilgili biraz bilinç aşılamak, iyi vakit geçirmek istiyorsanız mutlaka görmenizi tavsiye ederim.


Efsane kaptan ve dalgıç Jacques-Yves Cousteau’nun oğlu Jean-Michel Cousteau’nun önderliğinde, Jean-Jacques & Francois Mantello yönetmenliğinde
25 keşif yolculuğunda 3D kameralar ile 200 saatlik çekim ile tam 7 yılda çekilmiş film.


Film 3 b
oyutlu olarak 4 çocukla izlerseniz daha da keyif alabilirsiniz.Ya deniz analarını yakalamaya çalıştılar ya da köpek balıkları gelirken bizim kaplumbağa için endişelendiler. Şaşkınlıktan ağızları açık kaldı. Su altındaydılar film boyunca yani.



Benim
en sevdiklerimden biri deniz inekleri oldu. Deniz inekleri otoburlar ve deniz otu, yosun, diğer su bitkileri ve bazı suyun üstüne sarkan ağaç yaprakları ile besleniyorlarmış. Bir günde 90 kg civrında yiyorlarmış ve sonra da hazımsızlık yaşıyorlarmış:) O yüzden de geviş getiriyorlar.



Deniz ejderhalarına da bayıldımmm.



Nasıl muhteşem görünüyorlar di mi? Sonra benekli vatoz vardı. o da süperr. Gerçek bir beşiktaşlı gibi görünüyor.

Gerisini de filmde keşfedin artık.