14 Aralık 2009 Pazartesi

işte tanışma hikayemiz...



2002 yılında sabah 05.35'de tanıştık kendisiyle. işte ilk fotoğraf.





O kadar uzun beklemiştik ki kendisini, en son tehdit ederek getirttik. Hala rahatına düşkün minik cüce. Dün gece saat 02.00'de tekrar yaşadım aynı duyguları. Yoğun kar yağışları nedeniyle ha doğdu ha doğacak eve gidemeyip 15 gün komün hayat yaşamıştık. Artık yarına kadar bekler, son suni sancıyı da dener olmazsa öğlen sezeryanla alırız demişti doktorum. Sabah yedide hastanede olacaktık. Gidip saçıma fön çektirdim, Mamaza'da cheescake sosu yaptım ve son çocuksuz akşamımızı evde geçirelim diye eve gittik sevgilimle. Bloodymary'lerimizi yapıp, duygusal bir film izledik. Ara ara regl ağrısı gibi bir sancı geliyor ama çok
da önemli değil, zaten sabah hastaneye gideceğiz. Bu arada gelen sancı sıklığını Bahadır not alıyor. Saat 01.00'i geçince tüm hazırlıklarımız tamam yattık. Ama daha bir kaç dakika olmadan tuvalete gitmem gerekti . Hafif kanama başlamış. Hastaneyi aradık. Arzu'yu aradık, yola çıktık. Net olarak hastaneye kadar böyle giderse epidural ile çok da korkunç olmaz bu iş diyorum kendi kendime. Yoldan Arzu'yu da aldık. Hep söylerim kendisi göz makyajına kadar full dergiden çıkmış gibiydi. Hastaneye vardığımızda saat 02.30 'a geliyordu. Genç bir doktor nöbetçiydi. Muayene ettiğinde suratında öyle bir ifade vardı ki daha önce doğuma girdiniz di mi diye sormuştuk. Doğum başlamış çocuk doğdu doğacak. Epidural zamanı geçmiş. Ben gayet sakinim ama Moşe yetişir zaten diyordum. Nasıl rahat rahat konuşuyorum, hiç susmuyorum. Bahadır tüm doğum boyunca yanımdaydı. Sesi ciddi gür çıkıyordu bücürün. İlk söylediğim "aaa karnım indi" oldu. Bir de saçları vardı ki off yani. Burcu çok üzülmüştü kel değil diye. Ama o saçlar hala uzayınca süperler. Doğumdan çıktığımda ertesi gün spora gidecek gibi hissediyordum. Çok ama çok rahat bir doğumdu. Oysa nasıl kararsızdım sezeryan ve normal doğum arasında. Sevdiğim herkese öyle doğum diledim. İlk bir kaç saat çok hızlı geçti. Sabahın o saatinde Cadı Elif'i arayıp haber vermiştik. Nasıl bir heyecan, hastaneye gelen giden dost, arkadaş... Sonra eve gidince anladık artık 3 kişi olmuştuk. Aynı surat ifadesi, aynı hareketlilik, aynı küçük burun, aynı tombiş yanaklar ve aynı gülüş ile 7 yıldır birlikteyiz. Gülüşün hiç solmasın küçük kuzum, iyi ki varsın. Seni çooooooooooooook seviyorum.


3 yorum:

bestofbeste dedi ki...

zıpzıp derin, fıkfık eder hic durmaz yerinde, yakalayamazsin kacar opmek istediginde...

bonne année!

Deniz dedi ki...

benim şirinler şirini Derin'im iyi ki doğdun: )

Tibet'in annesi dedi ki...

Derincim, mutlu yıllar... şansın hep açık olsun :)