22 Eylül 2009 Salı

hastayım ve de hasta bakıcımı herkese tavsiye ederim:)


Dün akşam kendimi kötü hissetmeye başladım. Nadiren hasta olurum ama baktım halsizlikten ölücem. Derin komşumuza gitti, ben de yatıp dinleneyim dedim klasik 2 upsa aldım yattım. Saat 21.30 gibi Derin geldi. Hasta olduğumu görünce bana bir sarılışı var ölmek istedim. Neye ihtiyacın var anne diye sorup koşarak ne isterse getirdi. Böyle zamanlarda çok duygulanıyorum. Merak edersin diye erken geldim dedi. Hiç bir cümleyi ikinci kez tekrarlamam gerekmedi. Acaba hep hasta numarası işe yarar mı dersiniz? Bu sabah daha iyiyim ama:)2 upsa daha aldım mı tamamdır!

çekip gidesim var!


BİR KADIN GİTTİĞİNDE........

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker "sarıkız".
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz
Değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir
Koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde...
Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz,
Annesi gitmiştir "geç kalma"nın.
Kadınlar,arkalarında büyük boşluklar bırakarak
giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında
Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.
Hayatınızdaki kadını yitirmemeniz dileğiyle...

Cuma günü İrem göndermiş bunu. Tam üstüne bastı çekip gitme hissimin!. Türkan Saylan'a yazılmış diye de Onur ekledi. Çok hoşuma gitti, süper bence. Paylaşmak istedim.

şimdi okullu olduk!

Yaşasın blog dünyası geri döndü. Geçen hafta çok uğraştık başaramadık iş yerinden girmeyi.

Geçen hafta Derin Bey tekrar okula döndüler. Okul başlamadan önceki hafta Şükran Öğretmen arayıp okul konuşmasını 2. sınıflardan biri yapsın diye karar alındı biz de Derin ister mi diye düşündük, sorar mısınız dedi. Derin'e sordum 'tabii yaparım' dedi. Ne söyleyeceksin diye sordum 'bilmem'dedi. Sonra konuşmayı komiteye göndermemiz gerekti. Neyse ki Bahadır soru cevap yöntemiyle bir metin oluşturmayı başardı. Ben de bir kaç şiir buldum, birini seçer ezberler diye.

Geçen pazar tabi bu metni çalışmak gerekti. 'Ben bunun gurur duyulacak bir şey olduğunu düşünmüştüm, zormuş' diye söylene söylene çalıştı cüce. Pazar akşamı da 2 kez okuyup erkenden yattı, sabah kalıkınca bir kez daha okudu tam ezberleyemedi. Sabah erkenden kalkıp, tüm heyecanıyla yeni okulu görmeye koştuk. Önce tüm okulu dolaşıp incelendi. Sıra törene geldi. 1.sınıfa yeni başlayan bir bücür bir şiir okudu, süperdi.

Sonra sunucu ablamız Derin'in konuşmasını unuttu, ama Şükran Öğretmen ışık hızıyla koşup hatırlattı.

Gerisini video'dan izleyin:)


video

10 Eylül 2009 Perşembe

google it!




Kabul etmeliyimki bu adam büyüdü!


Dün akşam 'mektuplarıma' bakıcam nasıl yapılıyo diye sorunca gösterdim. Tabi henüz mail adresini bilen insan sayısı 3'ü geçmediği için benim blog'a yazdığım yazılar ve Elvan'dan gelen bir resim dosyası dışında bir 'mektup'yok.

Önce hayvanlı resimlere baktı , pek eğlendi sonra blog yazılarını açıp hızlıca resimlere baktı, kendi resmi olmayanlar için bunlar benimle alakalı bile değil niye buradalar diye sorguladı küçük beyfendi. Neyse sonra kapadı mail'ı.

Esas şoku bu sabah gelince yaşadım, büyüdüğünü kabullenmem gerek demem ondan.

Hatırlarsanız bizim lost seyrettiğimiz sırada Derin banyoda uyayakalmıştı. Bu yazıyı ve resimleri gören bücürcan bana mail atmış: "İRENÇ" yazmış yorum olarak. 'Ğ' hala yok ortalarda ama mail'ıma cevap yazıyor cüce. İğrenç dediği olayın kendisimi yoksa banyoda çekilen fotoğrafına yorum mu tam emin değilim.

Bundan böyle kendisine mail atmak isteyenler için adres derinpinarbasi@gmail.com

4 Eylül 2009 Cuma


Artık malzemeleriniz varsa bize verin, itina ile değerlendiriyoruz gördüğünüz üzere. Dün Ceyda Öğretmen'de yapmış Derin bu turuncu adamı. Gözler düğmeden, el ve kollar mandaldan...

3 Eylül 2009 Perşembe

ilk aşklarından biriyle buluşma heyecanı

Bu sabah bir telaş kalkıp tuvalete gittiğini duydum Derin cücesinin. Yukarı çıkıp tüm heyecanıyla bana günaydın dedi, ben gidip üzerimi giyineyim hemen diyerek tekrar aşağı indi. Ne giyineceksin dedim bulurum bi şeyler dedi. Oda 2 gündür darmadağınık, hiç bir şey söylememiştim. Ne dese beğenirsiniz: "hızlıca şunları toplasam iyi olur, kuzenlerim geldiğinden beri kaldı böyle". Aaaaa ağzım açık bakıyorum şaşkın, şaşkın. Topladı valla 10 dk bile sürmedi odayı toplaması.
Faliyet yapmak için bir şeyler aldı yanına, bir kitap aldı okumak için ve de ödev kitabını. İnanamıyorum! Çok heyecanlısın galiba dedim. Çoook dedi. Gidip sütünü hazırlayıp içti, bekleşiyor. Kapıdan tam çıkmadan parfüm de alabilir miyim lütfen dedi. Sıktık 'Alure'de beyfendiye.

Tüm bu telaş ne için biliyor musunuz? Ceyda Öğretmenimiz için.
Yuvada Derin Bey'in hayatına giren sarı lüle lüle saçları, şefkati, aydınlık ve gülen yüzüyle Ceyda Öğretmen gerçekten dünya tatlısı. Uzundur görüşmek istiyorlardı, bugün nihayet gerçekleşti. Öğlen gibi konuştuğumda Derin'in heyecanı hala bitmemişti. Çünkü akşam konuşurlarken Ceyda tüm planı kendisinin yapabileceğini söylemiş; lunapark, sinema, havuz park, faliyet, resim çocuk saydıkça sayıyor; ne istersen Derin diyince şaşkın bizimki. 'Biraz kirli gelebilirim akşam parmak boyası yapabiliriz' dedi. Bir seferinde kızın salonunu ortasında Derin'in el ve ayak parmakları ile faliyet yapmışlardı! Buzdolabının üzerinde Derin'in bir dolufotoğrafı var hala. Anlayın aralarındaki aşkı.
Bakalım daha neleri sığdıracaklar bir güne.
Ne güzel di mi bir çocuğun kalbinde böylesine yer edinebilmek.Çok teşekkürler Ceyda'cım.:)